PORTFOLYO
Evren ve insanlığın sessiz ahengi.
- 2026
KAYNAK I-II
Diptik | Tuval Üzerine Yağlı Boya
2x 40 x 60 cm | 2026

KAYNAK, mikrokozmosu makrokozmosa bağlayan tekrar eden düzeni araştırır; hücresel yapılarla galaktik oluşumların birbirini yansıttığı bir alanı görünür kılar.
Diptik çalışma, enerjinin iki karşıt hareketini sunar: biri merkezden dışa doğru genişlerken, diğeri içe doğru çekilir. Işık ve gölge, ateş ve su ilk bakışta zıtlık gibi görünse de, aslında aynı bütünün farklı tezahürleri olarak ortaya çıkar.
Hiçbir şeyin gerçekten yok olmayıp dönüşerek kaynağına geri döndüğü düşüncesinden beslenen eser, Darren Aronofsky’nin The Fountain filmine de sakin bir gönderme taşır:
“Birlikte sonsuza dek yaşayacağız.”
- 2026
AYNI DEĞİL I-II
Diptik | Tuval Üzerine Yağlı Boya
2x 40 x 60 cm | 2026

AYRI DEĞİL, doğanın kendi içindeki birliği araştırır. Ateş de su da tek başına değildir. Orman, gökyüzü ve toprak birbirinden kopuk değil; aynı bütünün farklı görünümleridir.
Katmanlarda karşıt gibi duran öğeler aslında çatışmaz; birbirini tamamlar. Yukarıdaki yoğunlukla aşağıdaki akış arasında kopuş değil, süreklilik vardır. Bu akış, insanın evrenle kurduğu bağın da bir yansımasıdır. Kimi zaman insan kendini yalnız hisseder; fakat varoluşun özü yalnızlık değil, bağlantıdır. Doğada hiçbir şey tek başına var olmaz.
Bağ görünmez olabilir ama daima oradadır.
‘Ayrı Değil’ bir mesaj dikte etmez; bir alan açar. İzleyiciyi dışarıda bırakmaz, bütünlüğün içine davet eder.
‘Ayrılık bir algıdır; varoluşun doğası ise bağlantıdır.’
- 2026
Eşlik V-VI
Diptik | Tuval Üzerine Yağlı Boya
2x 40 x 60 cm | 2026

EŞLİK, Aynı Kaynaktan serisinin son diptik çalışmasıdır. Birliktelik kavramını odağına alırken, iki eşit parçaya bölünmüş yapısıyla seriye yeni bir varoluş kapısı açar. Bu kez parçalar yan yana eşit ve tamamlayıcı bir varoluşla konumlanır.
“Bütünlük bazen birleşmekten değil, birbirine eşlik etmekten doğar.”
Gökyüzü ve yeryüzü gibi…Gece ve gündüz gibi…Makro ve mikro kozmos gibi…
Bir tarafta aydınlık, diğer tarafta derinliği görünür kılar; eserlerde bulunan yoğunluklar farklı ve ışığın nefes alan yapısı ise kendi içlerinde dengeli ve güçlü bir etki oluşturmaktadır. Burada parçalar birbirini tamamlamaz; birbirine sadece eşlik eder. Bu yüzden eser, bir manzaradan çok bir varoluş katmanı gibi hissedilir.
Ölçeğin küçülmesi, bu çalışmayı serinin içinde bir büyüteç konumuna taşır. Geniş yüzeylerde sezilen birlik duygusu burada daha yoğun ve daha berrak olarak görünür hâle gelir. Eşlik, serinin kavramsal omurgasını en sade hâliyle ortaya çıkarır.
‘Birlik burada birleşmekten değil, birlikte var olmaktan doğar. ‘
- 2026
Birlik VII
Tuval Üzerine Yağlı Boya
2x 40 x 60 cm | 2026

BİRLİK, Aynı Kaynaktan serisinin son halkası ve anlatının toplandığı merkezdir. Seri boyunca karşıtlık gibi görünen ışık ile gölge, dişil ile eril, hareket ile sükûnet; bu eserde aynı özün farklı tezahürleri olarak birleşir.
Mavi tonlar yaşamın akışını, sezgiyi ve bilinçaltını taşırken; sıcak dokular köklenmeyi, dönüşümü ve yaratıcı gücü simgeler. Yüzeyde karşılaşan bu iki alan çatışmaz, birbirini tamamlayarak bütünlüğe ulaşır.
Eser, evrendeki tüm ayrımların özünde tek kaynaktan doğduğu düşüncesine dayanır. İnsan da doğa da, gece de gündüz de aynı bütünün farklı ifadeleridir.
“Yolculuğun sonunda varılan yer yeni bir nokta değil, daima ait olunan kaynağın kendisidir.”
‘Ayrılık bir algıdır; varoluşun doğası ise bağlantıdır.’
Evrenin ve insanın sessiz uyumu…
Ceren Ataay, bu görünmez bağı renkler aracılığıyla görünür kılıyor.
Işık, gölge ve hareketin içinde yeni atmosferler doğuyor.
Mikro ve makro dünyalar, yağlı boyanın derinliklerinde tek bir bütün hâline geliyor.

- ÖNE ÇIKAN PROJELER
2021 - 2026 Seçilmiş Eserler
Aşağıda yer alan eserler, sanatçının dönüşüm, hafıza, elementlerin dengesi ve yaşamın birbirine bağlı yapısı üzerine sürdürdüğü sanatsal keşfin devamı niteliğindedir.
Katmanlı dokular, atmosferik soyutlamalar ve organik hareketler aracılığıyla her eser, Ataay’ın çağdaş görsel anlatımında farklı duygusal ve mekânsal katmanları görünür kılar.
- 2025
Bir Hayalin İçinde (Varoluş)
Tuval Üzerine Yağlı Boya
100 × 120 cm | 2025

Bir Düşün İçinde (Varoluş) [Within a Dream (Existence)], hafıza, algı ve içsel dönüşüm arasındaki akışkan sınırları sorgular. Katmanlı dokular ve atmosferik derinlik aracılığıyla eser; zamanın, bedenin ve duyguların birbirinin içinde çözündüğü, askıda duran bir mekân hissi yaratır.
Soyutlama ile figüratif varlığın ince izleri arasında denge kuran kompozisyon, hareket, sessizlik ve duygusal yankılarla şekillenen düşsel bir atmosferi çağrıştırır.
Işık ile gölge arasındaki sürekli değişen ilişki, eserin görsel atmosferini dönüştürerek izleyicinin algısına ve bulunduğu mekâna bağlı olarak farklı duygusal katmanların ortaya çıkmasına olanak tanır.
2025 yılında İstanbul Pera Sarayı’nda düzenlenen “Rüyalar” sergisinde sergilendi. Özel koleksiyon.
- 2025
EŞİK
Tuval Üzerine Yağlı Boya
100 × 100 cm | 2025

Eşik (Threshold), geçiş ile dönüşüm arasındaki duygusal ve algısal alanı araştırır. Katmanlı dokular, değişken atmosferler ve ışık ile gölge arasındaki ince karşıtlıklar aracılığıyla eser, tanımlanmamış içsel bir manzaraya adım atma hissi yaratır.
Kompozisyon, bulunduğu mekân ve çevresindeki ışığa bağlı olarak sürekli değişir; anlatıdan çok algı aracılığıyla farklı duygusal katmanları görünür kılar.
Netlik ile belirsizlik, açıklık ile derinlik arasında salınan eser; eşikleri sabit sınırlar olarak değil, geçişin ve dönüşümün gerçekleştiği varoluş hâlleri olarak ele alır.
2025 yılında İstanbul’da düzenlenen “Kalamış Rüyaları” sergisinde sergilendi.
Özel koleksiyon.
- 2025
Akışta
Tuval Üzerine Yağlı Boya
90 cm çapı| 2025

Akış (Flow), hareketi bir yönelimden ziyade bir dönüşüm hâli olarak ele alır. Akışkan dokular, katmanlı yüzeyler ve derinlik ile ışık arasında değişen geçişler aracılığıyla eser, görünmeyen bir ritme kendini bırakma hissini uyandırır.
Kompozisyon, değişime direnmek yerine geçiciliği, sürekliliği ve doğanın akışı içinde var olan sessiz bilgeliği kucaklar.
Dairesel form, varoluşun döngüsel doğasını simgeler; sonların başlangıçlara dönüştüğü ve dönüşümün kesintisiz bir akış içinde gerçekleştiği fikrini güçlendirir.
Ankara Sanat Günleri 2025’te sergilendi.
Özel Koleksiyon.
- 2022
Nefes
Tuval Üzerine Yağlı Boya
90 × 110 cm | 2022

Eser, 2022 yılında sanatçının stüdyosunda sanatseverlerle buluşmuş ve koleksiyona dahil edilmiştir.
Nefes; yaşamın başlangıcını görünmeyen ama derinden hissedilen bir uyanış anı üzerinden ele alır. Toprağın altında filizlenen tohum, suyun içinden yükselen hareket ve sessizce çoğalan bereket, kompozisyonun özünde birleşir.
Dişil form; yalnızca bedensel bir varlık değil, yaratımın kadim kaynağı olarak yorumlanır. Su ve ışıkla bütünleşen figür, besleyen, dönüştüren ve yeniden var eden gücü simgelerken; mavinin katmanları yaşamın döngüsel ritmini yansıtır.
Eser, her başlangıcın önce görünmeyen derinliklerde şekillendiğini ve zamanı geldiğinde dünyaya kendi ilk nefesini bıraktığını hatırlatır.
Sanatçının atölyesinden satılmaktadır.
Özel Koleksiyon.
- 2022
Teslimiyet
Tuval Üzerine Yağlı Boya
50 × 70 cm | 2022

Teslimiyet (Surrender), bırakış ile dönüşüm arasındaki psikolojik ve duygusal alanı keşfeder. Akışkan, suyu andıran dokular içinde asılı duran kadın figürü; direncin ötesine süzülerek güven, kırılganlık ve içsel dinginlikle şekillenen bir hâle geçer.
Eser, teslimiyeti bir yenilgi olarak değil; bilinçli bir bırakma eylemi olarak ele alır. Belirsizleşen konturlar, katmanlı yüzeyler ve atmosferik hareket, bedenin kontrolün ve kesinliğin ötesindeki daha büyük bir doğal ritimle bütünleştiği hissini uyandırır.
Kırılganlık ile sükûnet arasında salınan Teslimiyet, direncin kabullenişe dönüşmesiyle ortaya çıkan sessiz gücü ve bırakışın başlattığı dönüşüm sürecini yansıtır.
Sanatçının atölyesinden satılmaktadır.
Özel Koleksiyon.
- 2022
İki Dünya Arasında
Tuval Üzerine Yağlı Boya
100 × 120 cm | 2025

İki Dünya Arasında (Between Two Worlds), özgürlük ile sınırlanmışlık, yakınlık ile uzaklık, içsel gerçeklik ile dış dünyanın algısı arasında asılı duran kırılgan alanı keşfeder. Katmanlı dokular ve atmosferik hareket aracılığıyla ortaya çıkan figür, duygusal ve mekânsal sınırların sürekli çözündüğü değişken bir eşikte varlık gösterir.
Eser, ayrılığı bir hapsolmuşluk olarak değil; özlem ile dönüşüm arasındaki görünmez gerilim olarak ele alır. Işık, hareket ve çözünerek belirsizleşen yüzeyler, figürün hem yere bağlı hem de ağırlıktan arınmış hissedildiği düşsel bir atmosfer yaratır. Böylece figür, iki duygusal durum, iki boyut ya da iki varoluş biçimi arasında varlığını sürdürür.
Soyutlama ile figüratif anlatım arasında gidip gelen eser, izleyiciyi hafıza, sessizlik ve duygusal yankılarla şekillenen düşünsel bir alana davet eder.
“Hiçbir kafes rüzgârı hapsedemez.”
Ankara Sanat Günleri 2025’te sergilendi.
Özel Koleksiyon.
